Hayata Dokunan Matematik
1- Günlük 29 Aralık, 2008
Özel Bilim İlköğretim Okulu Matematik Öğretmeni arkadaşım değerli Murat Doğan’ın kaleme aldığı bir yazıyı bugün sizlerle paylaşmak istedim. Yazıyı okuduktan sonra Matematik dersine olan bakış açınızın ciddi manada değişeceğine inanıyorum… Murat hocama, bu yazıyı benimle paylaştığı için teşekkür ediyorum..
* * *
HAYATA DOKUNAN MATEMATİK
Âlem insana seslendi, “Haydi gel!” diye. Anne rahminde yalnızken seslendi ona: Bir’i ve birliğini hatırlattı birdenbire. İnsan bu sese kulak verdi, dinledi, belki hayat yolundaki ilk problemine çözüm yolu aradı ve düşündü. Düşünmenin hazzını yaşadı ilk defa. Anne karnında hesap yapmadı; çünkü onun için hesap yapılmıştı. İnsan ancak kendi kudretini bulunca hesap yapma gayretindeydi. Her şey ona geldi, çünkü hesap yapmadı ve gelecek endişesi yaşamadı. Bekledi ve belki biliyordu kendi problemlerinin çözümünün beklemek olduğunu. Duymuştu belki hayat yolundaki problem çözümlerinin insanı aştığını ve en doğru çözümün sabırla beklemek olduğunu. Sonradan unutacağını bile bile…
İnsan yaşadı ve öğrendi insanın birine ihtiyacı olduğunu. Aradı yüzlerce sıfırın arkasında durabileceği ve bununla değer kazanabileceği “bir”i aradığı gibi aradı birini. Hayatın boş uğraşılarının değer kazanması için aradı birini ki onlar toplamda değersiz birer sıfır olmasın. Hayatın tüm zorluk ve anlamsızlıklarında yanı başında dimdik ayakta kalabilecek ve zorluklarda terk etmeyecek birini aradı.
İnsan yaşadı, matematik ses verdi ona; sıfır ile çarpılan koca sayıların nasıl silindiğini ve sıfırlaştığını anlattı. İnsan anladı hayattaki boş işlerin, hatta iş bile olamayacak anlamsızların ve ihanetlerin nice güzellikleri bir anda silip boşalttığını. Anladı insan dünyadaki nice güzel işlerin boş işlere kurban edildiğini.
Anlattı matematik insana hoşgörüyü, anlayışı ve fedakârlığı. Birin etkisizliğindeki, yok etmeme adına kendini nasıl yok ettiğini ve sessizce silinip gittiğini ve insan bu hoşgörü ve fedakârlık, yok edenlerin önünde önder olunca, onların değersizliklerinin değere dönüştüğünü anladı.
Matematik anlattı insana, sayının kuvvetinin tabandan gelmediğini. Ve anladı insan ayaklarına uymaması gerektiğini ve doğru yolun aklından geldiğini.
Matematik tanıştırdı karekökle insanı. Anladı insan büyüme adına başkasına boyun eğenin ve himayesine girenin nasıl küçüldüğünü ve kendi değerini dahi yitirdiğini.
İnsan beraberliğin mesajını aldı rakamdan. Yalnızken rakam olanın bir araya gelince büyüyüp değer kazandığına şahit oldu. Rakam olarak kalmama adına berberliğe ve güvene uzandı ve anladı insan sıfıra yakınlıktaki küçüklüğü. Ondan uzaklaşmanın yoluydu beraberlik.
Matematik anlattı insan dinledi: “En altı sıfır mı sanırsın?” dedi insana. İnsan “Altta olmak isterse derecesi yok.” dedi. Değerini yitirince aşağıların aşağısı olabilirdi. Değer kazanınca da yukarıların yukarısı. Derecesi sonsuz ve sınırsız bir yaşamı anlattı. İnsan sordu, “Nasıl korunur bu değer?” diye. Matematik verdi cevabını, “Değeri koruyan özündeki mutlak değerdir.” dedi. İnsan sahip çıkmalı özündeki mutlak ve değiştirilmemesi gereken değerlere.
Hayatı sordu insan, matematik sabrı anlattı insana sabırla. Sabırsızlığın işlemdeki hatasını ve küçücük hatanın ulaşması gereken doğrudan ne kadar uzaklara götürdüğünü anlattı. Hayattaki problemleri çözerken göstermesi gereken kararlılığı ve inancı, bıraktığı yerden sarılmayı, hayattaki problemlerin ilk adımda başladığını ve zorluklarda pes etmemeyi anlattı.
Matematik insana sonsuzluğu ve ebedi varlığı anlattı. Yok olmama sözü verdi insana. Kabul edemediği sonsuzluğu ve “sonsuzda varım” diyen sayıyı anlattı. İnsan anladı, yok olmamayı ve beklemeyi. Görünmeyen ve hep yakınında olan, ihtiyaç duyduğunda “Ben buradayım!” diyen paydayı, “bir”i ve birini anlattı.
Matematik anlattı insanı insana. İnsanı hep anlattı, anlatan her şey gibi. Âlem anlattı insana insanı, ama insan kendini anlatanlara inat, kendini anlamadı. Kendini gördü, gözlerini kapadı; kendini duydu, duymazdan geldi; kendini hissetti, kalpsizliği seçti. Kendinden kaçtı, kendi olmamak için.
Murat DOĞAN


